30 Haziran 2015 Salı
26 Haziran 2015 Cuma
seni şimdi bir yabancı
gibi karşıma alıp
sanki
senden bahsetmiyormuşum gibi yapıp
sanki
benden bahsetmiyormuşum gibi
hatta bir
aşktan bahsetmiyormuşum gibi
fırtınayı
ve huzuru anlatacağım sana
yılları
ve yolları, limanları ve fırtınayı
ve aşkın
belki hiç adı geçmeyen kuzeyini
aşkın bu
kuzeyden nasıl düşürüldüğünü,
artık
sonsuza dek yitirdiğimizi
büyünün
bitişini,
hiç
gerekmeyen yıllarda huzur,
çok
gereken yıllarda da fırtına
nasıl
yaşanır onu anlatacağım.
seni bir
yabancı gibi karşıma alıp
bunun
dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli
kılınmadığını, çünkü aşkın
yapılan
bir şey olmadığını,
başlangıçta
bir melek konduğunu
sonunda
bir kelebek öldüğünü,
yani
kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir
korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün
bunları sana
nasıl
anlatacağım?
Birhan
Keskin
Bir gece apartmanın önüne
hafif sallanarak gelmiştim. Çakırkeyiflikten sonra zil zurnalıktan önceydim.
Çöp
konteynerlerini devirip “Bütün söylenecekler söylendi bütün susulacaklar
susuldu,” diye bağırmıştım. “Bütün bunlardan geriye de bir şeylerin külü kaldı
ama neyin külü derseniz
Allah belamı versin ki bilmiyorum.
Ben iyi bir
başlangıçtım sadece.
Bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler,
sıkılırlar, sürdüremezler.
Emrah
Serbes
Bir şaşkınlık şarkısı olarak besteliyorum aşkı
Kaprisli notalar, huysuz sololarla
Bekçisi olmayan geceler denk geliyor bana,
Çaresiz bekliyorum,
Düdük çalıyorum,
İki el ateş ediyorum havaya.
Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında
Ulumak gibi ağlıyorum
Köpekler koşuyor sağımda solumda
Tanrım!
Diyorum sadece
Başka bir şey diyemiyorum zaten o an.
İyi niyetli ve sevimli bir kızdan kalanlar
Sallanıyor durmadan boş salıncaklarda
“Üzgünüm” diyor,
Bir mutluluk şiiri yazamam bu saatten sonra!
Didem Madak
Üşüyüp yorgun düştükçe
yüreğim
Kendime
görünmez sıkıntılar büyütürüm.
Ne senin
o dilsiz uzaklığın
Ne benim
bu rezil gerçeğim
Bir çift
kanat kesilir gövdem
Çıkar
gelirim; esmerliğine senin
Günışığı
giyinmiş o sıcacık tenine.
Akşam
yüzüme yüzüm sulara
Bir korku
gölgesi gibi vurdukça
Düşlerine
sığınırım senin, aydınlık
Anılarına..
Gözlerin
düşer aklıma, kirpiklerin
Saçların,
avuçlarıma
Alırım,
tel tel sarınır
Isınır
avunurum...
Şükrü
Erbaş
çengelli iğneyle tutturdum
bıyığıma geçmişi
yaralı
atları vurdum cinlerim tepemdeyken
papatya
yaprağı koparır gibi
kopardım
melek kanatlarını
seviyo'
sevmiyo' seviyo' sevmiyo'
düştü
çayımın demine endülüs esmerliğin
bağbozumun
delişmenliğin
özlemin
flamenko gitarda patlayan bomba
ulan
üstüme gül koklarsın ha
Akgün
Akova
22 Haziran 2015 Pazartesi
10 Haziran 2015 Çarşamba
8 Haziran 2015 Pazartesi
Her sohbetin tadı ve insanın o sohbetten edindiği şeyler farklılık gösterir...
Sohbet bana göre kütüphane de bulunan kitaplar gibidir,
şiir kitabının içinden fizik formülleri çıkmaz :-) aksiyonda yoktur,
Bazı insanlarla sadece gülersin eğlencelidirler...
Bazılarına akıl danışırsın yada kararsız kaldığın konularda fikir alırsın tecrübesine hayat görüşüne güvenirsin...
Bazıları da sır küpüdür içinde kopan fırtınaları anlatırsın...
Önemli olan ne istediğini bilmek ve ihtiyacına göre kitap seçmek...
Melek Segah
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






























