“Umutlar her zaman bâkidir ama,
zaman kısa,
ben yorgunum,
yol uzun..”
her şeyin farkındayım aslında...
hiçlik...
gözlerimi sımsıkı yumuyorum yine de...
karanlık...
içim gibi
her yer karanlık....
Melek Segah
Çocukken düşerdik dizimiz acırdı ve annemiz öperdi geçerdi sızısı...
Hayatın içinde düştüm ve kalbim acıyor öp de geçsin yüreğimden............
Melek Segah
Bedenin üşümesi giyinince geçiyor da
Kalbin üşüdü mü
ne yapsan kar etmiyor....
Melek Segah
'beni sevmene asla izin vermeyeceğim'
diye yazmıştın kapımdaki not defterine
ben de eklemiştim altına:
'aşkı dövmek lazım
kalbe terbiyesizlik ettiğinde! ..'
Küçük İskender
Aynı bardaktan içmeyeceğiz,
Ne suyu,ne tatlı şarabı,
Şafakta öpüşmeyeceğiz
Ve akşam çöktüğünde pencereden bakmayacağız.
Sen güneşle soluklanıyorsun ben ay ile
Ama aynı aşkla yanıyoruz ikimiz de...
Anna Ahmatova
Gönlüm her şeyden önce seni ister
Biz de diyebilirim, ben yerine. Bertolt Brecht
'Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim', dedin
'bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.'
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.
( Çeviren: Cevat Çapan ) Konstantinos Kavafis
Say ki; bir avuç hüzün tohumudur gözlerim...
Nurullah Genç
Karanfil kokusuyla kuşatılan yüreğim
Yaralı bulutların yağmurunda köz olur...
Nurullah Genç
Ateşten bir gül gibi düşünsem zihnim yanıyor dokunsam kanadına kezzap damlamış bir kelebek gibi titrer yüreğim…
Nuri Can
Ne zaman akşam olsa dağlı bir çiçek
ve yaralı bir kelebek
gelip hüznünü döker sancılı yüreğimin üstüne...
Sonbahar rüzgarları eser yaralarımda
ömrümün hazan defterinden yıldızlar kayar
buğulu gözlerimde dağ dağ duman,
boğazımda düğüm, başımda gam
yanık türkülerle hicranını dağlar sinem
alıp götürür hasretimi uzak diyarlara....
Nuri Can
Mavi gözlerin
derin bir nehirdir her gece
kalbimin üzerinden geçer
Dudakta mühür
mühürde giz
gizde aşksın
Aşk;
üç harfli
üç noktalı
bir sözcük...
sihir ve ayna
ayna ve sihirden
yazılır kalplere...
Nuri Can
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi....
Nuri Can
Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde:
Kiminin bahtı, kiminin yüreği,
kiminin kapısı ve penceresi.
Düşündün: Her şey bütün bir sonsuzluk
ve bir dakikaydı önünde ve sonunda.
Bir dakika, o senin olan bir dakika,
yani yaşaman için sana bırakmadıkları...Özdemir İnce
” Sanki kar yağışlarının ardından Uzun süren kar yağışlarının ardından Sevimsiz bir lunaparkta Kimsesiz bir atlıkarıncaydım. ”Edip Cansever
Razı olma hiçbir sessizliğeBiliyorsun seni seviyorumPencereden bakmayıÖğreteceğim sanaSesinbalkona asılı çamaşırcasınaHavalansın, havalansın dursunSokakta değil balkonda;dışarı çıktığın zamanromanını yastığın altına sakla;Şiirini mutfağa koyBoş bir deterjan kutusu vardır nasıl olsa,Öykünü yanına alabilirsin elbetMüziğini de, resmini deNiçin güvenmiyorsun bana Cemal Süreya
”Hiç bir aşk bittiği gün bitmez aslında.Giden için çok olmuştur biteli,Ama kalan için belli değildir ne zaman biteceği…” Ece Ayhan
Bir Ayrılış Hikayesi.Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya… Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz… Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana… Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini… Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak… Sen yürümelisin, beni bırakarak… Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere… Kapandı bir pencere… AYRILDILAR… Nazım Hikmet
“Merakımdan soruyorum;el ele bir çift gördüğünüzde, siz de benim gibi üşüyor musunuz?..” Ece Ayhan
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu Uzanmış seni usulca öpmüştüm Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu...Cemal SÜREYA
" Beni ara.Beni bul. Elbette sarıl bana. "Edip Cansever
”..örneğin en sıcak ülkelerin yazındaen soğukların kışındayanarım üşürüm berbat olurumhiçbir şeye yaramamama yine de seni severimo zaman sen de beni sev…”Turgut Uyar
İçim tıklım tıklım sen dolu....iğne atsan yere düşmez.....
sensiz olmaz ki sensizsana çok ihtiyacım var canımher soluktane olur anla ne olursun...gözbebeğim sen benim her şeyimsinsen benim sevgilimsin....Kayahan
Sen yüreginin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acitsa da içini,unutma;yasadigin sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koruyüregini ve yüreginde tasidigin sevda duygusunu. Elbet bitecek günesehasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetisen ciliz ve minik bitkilerdegil,günesin çiçekleri dolduracak yüregini...NAZIM HİKMET
bir organ nakli gibi sevmiştim seni
çürük gözlerine bağışlanan ellerim
yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim
darmadağın kadınların darmadağın ettiği erkekler gibi
çok tehlikeli bir sırrı saklar gibi sevmiştim seni!
çok eskimiş bir aşkın hatırlanması
sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması
aslında işin açıkçası
rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi
fırtınanın camı çerçeveyi indirmesi gibi
hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi sevmiştim seni!
ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi bir deniz gibi!
neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
ortalık yerde durup dururken sevmiştim seni!
Küçük İskender
"Hep kendini yineliyorken sesler kokularGittikçe birbirine benziyorken dünle bugünÖlümsüz olmak kadar ürkünç birşeyBu dünyaya alışmak duygusu”Ahmet Telli
Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya.Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm.Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden.Dostlarımın sesini tanımıyorum.Varlığım bir tele asılıyor.Bir kâbus bu, bir hastalık....Cemil Meriç
Oysa Ben Seni Sevmelere Doyamadım..öldürecektim seni bende; kendimde o gücü bulabilseydim eğer..sindiremeyecektim senden kalanları,benden uzak mezarlara koymaya!diyar diyar dolaşıp yine içime gömecektim seni en sonunda..'ben demiştim' diyenlere,üzüntümü belli etmemek için kuşandığım,mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla sulayacaktım taze mezar toparağına ektiğim çiçekleri..ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım..başarabilseydim incitecektim seni,incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle..ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip..kendimi hayrete düşürürcesine birer tokat gibi vuracaktım hiç kullanmadığım o ağır lafları..kıracaktım seni bin bir parçaya ayırana kadar..duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye önüme sunduğun hastalıklı duygularını..ama ben seni incitmeyede kıyamadım..elimden gelseydi unutacaktım seni..gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını..duman duman atacaktım seni bu şehirdeki tüm bacalardan..ama soluduğum havaya karışıp yine dolacaktın ciğerlerime..onlarca damla döküp göz pınarlarımdan akıtacaktım seni sevgimin atığı diye..ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde..bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın..'sözümü tutacağım adını anmayacağım' nağmelerini dinleyip neyi unutacağımı unutacaktım seni unatayım derken..zaten ben seni unutmaya da kıyamadım..ne kadar çabuk geldi ayrılık..oysa daha yeni başlamıştık birbirimize ayak uydurmaya,daha doğrusu ayak uyduramamaya..nedensizliklerin iç çekişleri dinlerken vedalar bozdu suskunluğumuzu..banamıydı kızgınlığın yoksa kendinemiydi anlamadım..kaçar gibi veda ettin..oysa ben seni sevmelere doyamadım... Ayşe ERGÜN
“sen eski bir sevda şiirisinbir koku var sendesıcak yaz akşamlarına mahsusellerin de misaçlarında mıgözlerinde mibilmembir koku var sendesıcak yaz akşamlarına mahsus”Muzaffer Tayyip Uslu
böyle zamanlar tehlikelidir şemsettinya gel cebime saklan, ya bırak şapkana saklanayımkim vurduya gider insanfırsat yok ki kendimi savurup aklanayım.bi ara sen de, biliyorum, kedilerden korkuyordunçünkü kendini işkembe zannediyordunöyle bir şey ben de atlattımiskemle sandım kendimi bi' süreüzerime oturacaklar diye korkulardaydımama sonra yırttım şemsettinkendime telkinler yaptım sen iskemle değilsin diye diyeinandırdım kendimi.sana hak vermiyo değilim ama şemsettin, zaman kötü,aslında ne sen, ne ben ikimiz de deli filan değilizherkes oynatmış.sadece sen ve ben normaliz.aman şemsettin laf aramızda...laf aramızda...laf aramızda...şemsettin, laf aramızda kaldı çıkamıyor, kendini ifade edemiyor bir türlüaman çok dikkatli olalım şemsettinsen de fark ettinzaman kötüen iyisi biz işi deliliğe vuralımsen kedilerden kork, işkembesin diyeben insanlardan korkayım, iskemleyim diyeve iskemle üzerinde işkembe, çarşamba, perşembe...gün say şemsettin gün sayçünkü nasıl olsa bir gün gelip bizi alacaklarbu işten yırtmak için saat numarası yapalımsen yelkovan ol, ben yengeçsonra onlara tek cevap verelimvakit çok geç,vakit çok geç,vakit çok geç şemsettin, geldiler...Müjdat Gezen