31 Mart 2014 Pazartesi


Bir sonbahar şarkısını dinlerken, 
Ismini anan dudaklarımı kanatıyorum. 
Gidişini yalnızlığımda demlerken, 
Yüregini son kez " gözyaşlarımda " yakıyorum. 
Karanlık duvarlar yoldaşım, 
Yalnızlığım arkadaşım oldu yokluğunda. 
Yaralarımı " günahlarınla " sarıp 
Sen diye taşlara sarıldım hasretin zindanında. 
şimdi, yoklugun kanıyor başucumda. 
Sebebi nedir suskunluğunun ? 
Çaresi ölümüm müdür yoklugunun ? 
Kelimeleri ezip susma ne olur. 
Bir yudum sevgiydi senden istediğim. 
Koca bir denizi ayak uçlarımı sermeni değil; 
Bir avuç gülüşünü istedim yaralarıma. 
Gökteki tüm yıldızları gözlerime çizmeni değil; 
Gözlerindeki ışığı diledim karanlıklarıma. 
şimdi dudaklarıma kilit vurup 
Yamalı kalbimle kör yalnızlığına uzanıyorum. 
Bir gün hüzünlü yüreğimi merak edersen, 
Ibrahim gibi ateşleri bedenime giydirip 
Günahlarına yanıyor bulacaksın beni. 
Ve közlenmiş bedenimle güller öreceğim saçlarına. 
Bir gün ıslak gözlerimi özlersen, 
Eyyup gibi ıslak duaları yüregime ezberletip 
Yamalı kalbimle yaralarını siliyor bulacaksın beni. 
Unutma ki; 
Gözlerin benim Cennetimdi. 
Gitsen de ben hala gözlerini soluyorum. 
Yokluğun kanatsa da beni, 
Yamalı kalbimle sensizlikte bile seviyorum seni. 

İsmail Sarıgene

Hiç yorum yok: