31 Mart 2014 Pazartesi


susarken bile hüzün kokuyordun 
aşk saçlarından damlıyordu 
gözlerin uzaklarda arıyordu bilinmezi 
siliyordun parmaklarınla akan yaşlarını 
kirpiklerinde kalıyordu düşmekten korkan damlaların 
kaşların her zamankinden farklıydı 
başın öne eğilmiş utanıyordun sanki 
aşk saçlarından damlıyordu 
sen susarken bile hüzün kokuyordun
yüreğinde kanadı kırık bir serçe 
ağlasa ruhunu teslim edecek sensizliğe 
oturuşundan belli gitmek üzere gelmişsin 
bu sözlerim evimin en nadide misafirine
saatin durmuş kolunda hala ben varım 
nefesinde hala ismim 
susuyordun evet tepkisizce susuyordun 
sen susarken bile hüzün kokuyordun
kitapların her zamanki yerindeydi 
masanı hiç toplamamıştım 
kalemin sana aşık gözlerle ağlıyordu 
ben hiç bu kadar yanmamıştım 
ayağının tozu kalıyordu sen giderken 
ceketinde götürdüğün bir mendildim 
duyuyordun hıçkırıklarımı 
varamıyordu cebine elin 
ben sözlerinin en ince sesiydim
içinde fırtınalar kopuyordu göremediğim 
sakin sulardan geliyordun 
çığlıklarını gözlerinden duyuyordum 
bana bakarken gözlerin doluyordu 
ellerin 
ellerin düşmüyordu yüzünden 
gitmek istemeyen duruşunla kaçıyordun 
anlamlaştıramadığımız dünlerimizden 
saklıyordun gerçekleri 
seni ele veriyordu her bir zerren
aşk saçlarından damlıyordu 
sen susarken bile hüzün kokuyordun

 
KAHRAMAN TAZEOĞLU

Hiç yorum yok: